Zülfikar Kılıç Tasarımlı Cevşeni Kebir Dua Yazılı 925 Ayar Gümüş Cevşen Kolye
Zülfikar Kılıç Tasarımlı Cevşeni Kebir Dua Yazılı 925 Ayar Gümüş Cevşen Kolye
Zincir'de dahil 925 ayar gümüştür.
Zincir uzunluğu 60 CM Uzunluktadır.
Kalın ve sağlam zincirlidir.
İçerisinde Cevşeni kebir duası vardır.
Türkiye'de üretilmiştir. Yerli üründür.
3 CM Uzunluğundadır.
11.15 Gram Ağırlığındadır.
Zülfikar Kılıç Nedir?
Sözlükte “sahip” anlamındaki zû ile “omurga, boğum” mânasına gelen fekār kelimelerinden oluşan zülfekār Hz. Ali’nin iki tarafı keskin, ortası yivli kılıcının adıdır. Kelime Türkçe’ye zülfikar şeklinde geçmiştir.
Kabzasının ucu gümüşten, bağında bir halkası, ortasında da gümüşten bir süs topuzcuğu bulunan zülfikarın Merzûk es-Sakīl adlı bir kılıç ustası tarafından yapıldığı rivayet edilir. Zülfikarın Mekke’de Haccâcoğulları’ndan Münebbih b. Haccâc yahut Nebîh b. Haccâc’a ait olduğu zikredilmekle birlikte (Belâzürî, I, 144-145) genelde kabul edilen görüşe göre kılıç Bedir’de öldürülen Âs b. Münebbih’e aittir.
Onu öldüren kişi bilinmediği için umumi ganimetler arasına dahil edilmiştir (a.g.e., I, 145, 294, 521). Kılıca zülfikar adı, büyük ihtimalle ele geçirildikten sonra yivli ve iki tarafının keskin oluşundan dolayı verilmiştir. Resûlullah zülfikarı Hz. Ali’ye verinceye kadar kendisi kullanmıştır (İbn Seyyidünnâs, II, 918).Kılıç Hz. Muhammed (s.a.v) tarafından Hz. Ali’ye verilmiştir. Kılıcın nereden geldiği ile ilgili ise çeşitli iddialar bulunmaktadır;
1) Cennette asılı duran Zülfikar Kılıç, Cebrail aracılığı ile Hz. Ali’ye verilmek üzere Hz. Muhammed’e (s.a.v) indirilmiştir. Ve o gece Hz. Muhammed (s.a.v) Hz. Ali’yi evine çağırarak Zülfikar kılıcı kını ile birlikte Hz. Ali’ye verir.
2) “Merzûk es-Sakīl” isimli bir usta tarafından yapılan kılıç, Bedir Savaşında ölen “Âs b. Münebbih’e” aittir ve muharebe sonrasında ganimet olarak Hz. Muhammed’e (s.a.v) geçmiştir.
3) Mısır Melik’i “Mukavkas” tarafından Hz. Muhammed ‘e (s.a.v) hediye edilmiştir.
İlk iddia dışında ki 2. ve 3. İddialarda Zülfikar Kılıç Uhud Savaşında düşman askeri olan Amrü bin Adüd kendisine karşı gelecek bir savaşçı ister. Buna karşılık olarak da Hz. Muhammed (s.a.v) kendi kullandığı Zülfikar Kılıcı Hz. Ali’ye verir ve Amrü bin Adüd’ün kaşısına çıkmasına izin verir.
Savaş esnasında Hz. Muhammed(s.a.v) atılan taşlar ve kılıç darbeleri nedeni ile omuzundan yaralanmış ve dişi kırılmış, düşman Hz. Muhamed’in (s.a.v) üzerine gerlirken; Hz. Muhammed (s.a.v) “Yetiş Hücum Et! Ya Ali!” şeklinde selenmiş ve mücadele sonucunda Hz. Ali’nin Zülfikar Kılıcı ile 9 kişiyi öldürdüğü ve vücuduna yetmiş yara alarak son ana kadar Hz. Muhammed’i (s.a.v) savunduğu ve bu sebeple Cebrail’in “Zülfikar’dan Keskin Kılıç! Ali’den Büyük Yiğit Yoktur ” ("Lâ Fetâ İllâ Ali, Lâ Seyfe illâ Zulfikâr") dediği rivayet olunur.
Zülfikar’ın Anlamı;
Büyük olan iyiliği ve inancı, küçük olan kötülüğü ve inançsızlığı temsil eder.
Biri zahiri biri batini yorumu temsil eder.
Bir ucu ilimi diğer ucu imanı temsil eder.
Büyük olan kâfirlerle savaşı, küçük olan nefsimizle savaşı temsil eder.
Bir ucu doğruluğu diğer ucu adaleti temsil eder.
Cevşen-i kebir Nedir
Cevşen-i kebir-i , İslami literatürde önemli bir yere sahip ve yaygın olarak okunan bir duadır. Cevşen-i kebir, Arapça bir kelime olup "zırh" anlamına gelir. Bu dua, Hz. Muhammed'e (s.a.v.) indirildiğine inanılan ve manevi korunma sağladığı düşünülen bir metindir.
Cevşen-i kebir'in Kökeni ve Önemi:
Cevşen-i kebir, Hz. Muhammed'e (s.a.v.) Uhud Savaşı sırasında Cebrail (a.s.) tarafından getirildiğine inanılan bir duadır.
Rivayete göre, Hz. Muhammed bu duayı okuduğunda üzerinde bir zırh belirmiş ve bu zırh onu korumuştur. Bu nedenle "Cevşen-i kebir" (zırh) adını almıştır.
Cevşen-i kebir, özellikle Şii Müslümanlar tarafından sıklıkla okunur ve büyük bir öneme sahiptir. Ancak Sünni Müslümanlar arasında da bilinir ve okunur.
Cevşen-i kebir'in İçeriği:
Cevşen-i kebir, 100 bölümden (bab) oluşur ve her bölümde 10 ayet bulunur. Toplamda 1000 ayet içerir.
Dua, Allah'ın isim ve sıfatlarına odaklanır. Her bölümde farklı bir isim veya sıfat üzerine yoğunlaşılır.
Duanın dili Arapçadır ve oldukça edebi bir üsluba sahiptir.
Cevşen-i kebir'in Faydaları ve Okunma Sebepleri:
Manevi Korunma:
Cevşen-i kebir'in, okuyan kişiyi fiziksel ve manevi tehlikelerden koruduğuna inanılır.
Özellikle kötülüklerden, belalardan ve düşmanlardan korunmak için okunur.
Ruhsal Huzur:
Cevşen-i kebir, okuyan kişiye huzur ve güven hissi verir. Stres ve endişelerden uzaklaştırdığı düşünülür.
Allah'a Yakınlaşma:
Dua, Allah'ın isim ve sıfatlarını tekrar ederek kişinin Allah'a yakınlaşmasını sağlar.
Şifa ve Bereket:
Cevşen-i kebir'in, hastalıklara şifa ve hayatta bereket getirdiğine inanılır.
Cevşen-i kebir Nasıl Okunur?
Cevşen-i kebir, genellikle Arapça olarak okunur. Ancak anlamını bilmek ve üzerinde düşünmek önemlidir.
Dua, tamamı okunabileceği gibi, bölümler halinde de okunabilir.
Özellikle sabah ve akşam vakitlerinde okunması tavsiye edilir.
Cevşen-i kebir, tesbih eşliğinde de okunabilir.
Cevşen-i kebir'in Türkçe Meali:
Cevşen-i kebir, Allah'ın isim ve sıfatlarını içeren bir duadır. Örneğin:
"Ya Allah, Ya Rahman, Ya Rahim, Ya Melik, Ya Kuddüs..." gibi isimler tekrarlanır.
Her bölümde farklı bir isim üzerine yoğunlaşılır ve bu isimlerin anlamları üzerinde tefekkür edilir.
Cevşen-i kebir ile İlgili Hadisler:
Cevşen-i kebir'in Hz. Muhammed tarafından okunduğu ve tavsiye edildiği rivayet edilir. Ancak bu rivayetlerin sıhhati konusunda farklı görüşler bulunmaktadır.
Özellikle Şii kaynaklarda Cevşen-i kebir'e büyük önem verilir ve bu duanın faziletleri anlatılır.
Cevşen-i kebir'in Faziletleri:
Cevşen-i kebir okuyan kişinin, Allah'ın koruması altında olacağına inanılır.
Duanın, günahların affedilmesine ve manevi derecenin yükselmesine vesile olduğu düşünülür.
Ayrıca, rızık bereketi ve sıkıntıların giderilmesi için de okunur.
Cevşen-i kebir, İslami literatürde önemli bir yere sahip olan ve manevi korunma sağladığına inanılan bir duadır. Özellikle zor zamanlarda ve sıkıntı anlarında okunarak Allah'a sığınmak için kullanılır. Ancak, Cevşen-i kebir'in okunması ve faziletleri konusunda farklı mezheplerde farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Bu nedenle, kişinin kendi inanç ve mezhep anlayışına göre hareket etmesi önemlidir.